Pazartesi, 23 Ekim 2017

Eline-Diline-Beline Sahip Ol

İnsanın kendinin yanı sıra Yüce Yaratanına ve yaşamış olduğu insanlara karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar içerisinde dünya ve ahiret hayatının güzelliklerinden istifade etmenin yolu ise güzel ahlaktan geçmektedir. İslam Dini insanlar için en güzel ahlak ilkelerini getirmiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimizin gönderilmesinin en temel sebebi güzel ahlakın tamamlanması içindir. Hz. Peygamber (s.a.s) ahlakın önemine bir hadisinde şöyle işaret etmektedir.

أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ

"Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. (Kütüb-ü Sitte Hadis No:1674)

Ahlaki ilkeler ise Hacı Bektaş-ı Velinin ifadesiyle eline-beline-diline sahip ol şeklinde çok güzel bir vecize ile özetlenmiştir. Eline-diline-beline sahip ol cümlesi çok küçük bir cümle olup anlam açısından insanlara çok büyük güzellikler kazandıracak bir ifadedir. Çünkü bizlerin yaşantılarını kemale eriştirecek ahlaki düsturların başında, elimizden yani bizden çıkacak her türlü davranışımızda kötü yolu tercih etmeden hayırlar içerisinde bir hayat tarzı geçirmek, dilimizden yani sözü doğru, gönül kırmadan güzel söylemek ve belimizden yani, gayri meşru ilişkilerden kaçınarak ailevi hayata önem vermek gelmektedir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde ise mümini şöyle tarif etmektedir.

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” (Tirmizî, Îmân, 12)

Güzel bir vecize haline gelen eline-beline-diline sahip ol sözünü Kur’an ve Sünnet ışığında her birini ayrı bir başlık altında değerlendirmeye çalışacağız.

1-Eline Sahip Olmak: Eline sahip olmaktan maksat, elimizden çıkacak bütün işlerde ölçülü olmak, Yaratanımızın ve birlikte yaşadığımız insanların razı olacağı her türlü hareketi gerçekleştirmektir. Nitekim İslam Dini kişinin kendisine ait olmayan bir malı çalmayı, ister kendi şahsı olsun isterse başka bir can olsun cana kast etmeyi haram kılmış ve insanlarla haksız yere sözlü veya fiili saldırılarda bulunmayı yasaklamıştır.

Kendimize ait olmayan malları haksız sebeplerle kendi malımıza dâhil etmemizi Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde yasaklamıştır. Konumuzla ilgili ayetler şöyledir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيماً

“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir. (Nisa, 4/29) buyurarak bizlerin haksız kazanç elde etmemiz yasaklanmıştır.

“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere (idarecilere veya mahkeme hâkimlerine) vermeyin. (Bakara, 2/188)

İnsanoğlu yaratılmışlar içinde en kıymetli varlıktır. İnsanoğlunun canı şereflidir. Haksız şekilde sonlandırılması dinimizce yasaklanmış, bir insanı öldürmek bütün âlemi öldürmeyle, bir canı yaşatmayı ise bütün âlemi ihya etmeyle eşdeğer tutulmuştur. Yüce Rabbimiz bu hususa şöyle işaret etmektedir. “…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır…”

(Maide, 5/32)

İnsanı yaratan Allah’tır ve onun canını yine Allah alacaktır. Yüce Rabbimiz bir insanı öldürmeyi haram kılmıştır. Ayette bu husus şu şekilde zikredilmektedir.

وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ

“Haksız yere Allah’ın haram kıldığı canı öldürmeyiniz. (İsra, 17/33) Sevgili Peygamberimizde bir cana kıymayı büyük günahlar arasında zikretmiştir. “(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.” (Buhârî, Vasâyâ, 23)

İslam Dini insanların birbirleriyle olan münakaşalarını da hoş karşılamamıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hususa şöyle dikkat çekmektedir.

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona getiremeyeceğin bir söz verme. (Tirmizi, Birr, 58)

2-Diline Sahip Olmak: Dil görünüşte bir et parçası olsa bile yapmış olduğu icraat bakımından çok önemli organlarımızdan biridir. Nitekim iyi bir şeyin ve ya kötü bir şeyin ifade edilmesi dil iledir. Sevgi ve nefret sözcükleri hep dilden dökülür. İnsanların gönlünü almak veya onların gönlünü yıkmanın en kolay yolu dildir.

Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde dilimizi korumamızı istemiş, dilimizden çıkacak her türlü kötü şeylerden uzak durmamızı ve her daim iyi şeylerle uğraşmamızı istemiştir. Konumuzla ilgili Kuran-ı Kerimde iyi söz ile kötü sözün önemine şöyle işaret edilmektedir.

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّهُ مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَاء تُؤْتِي أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ اللّهُ الأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ وَمَثلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ اجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ الأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍ

“Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.” (İbrahim: 14/ 24-26)

Kuran-ı Kerimin değişik bir çok ayetinde sözün önemine işaret edilmektedir. Konumuzla ilgili birkaç Ayet-i Kerime ise şöyledir.

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra: 17/53)

“Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a amel-i salih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur.” (Fatır: 35/10)

“Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler” (Kasas: 28/55)

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab: 33/70)

“Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.” (Nisa: 4/148)

“Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler” (Mü’minun: 23/3)

“Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir. (Lokman: 31/19)”

Hz. Peygamber Efendimiz doğruluğun önemini yalanın felaketini bir hadislerinde şöyle ifade etmektedir.

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

“Hiç şüphe yok ki, doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıdık (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülükte cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzab (çok yalancı) diye yazılır.” (Buhari, Edeb, 69)

Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve ahlak noktasında en güzel davranışları yaşantısıyla bizlere örnek olan Sevgili Peygamberimiz konumuzla ilgili ayrıca şu hadisleri bizlere bildirmiştir.

مَا مِنْ شئ أثْقَلُ في مِيزَانِ المُؤمِنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ خُلُقٍ حَسَنٍ، وَإنَّ اللّهَ تَعالى ليُبْغِضُ الفَاحِشَ الْبَذِئَ

"Kıyâmet günü, mü'minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır basan bir şey yoktur. Allah Teâla hazretleri, çirkin düşük söz (ve davranış) sahiplerine buğzeder." (Tirmizî, Birr 62,) Hz. Peygamber yine bir hadisinde insanların dünyada kendisine en sevgili olanın, ahirette ise, en yakın olan kişinin vasfını şöyle işaret etmektedir. "Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Tirmizî, Birr 77)

Ayetlerde yüce Rabbimizin, hadis-i şeriflerde ise Sevgili Peygamberimizin istekleri incelendiği zaman göreceğiz ki; Söz doğru olduğu müddetçe değer kazanan kişiye dünya ve ahiret mutluluğunu getiren bir unsurdur. Yalanla, iftira ile, gıybetle, küfür sözleri söylemekle, boşboğazlık ve gevezelikle yapmakla kazanacağımız hiçbir güzel şey yoktur ve bu saydığımız şeyler bizim için fayda getirici değil zarar getirici şeylerdir. Sonuç itibariyle Rabbimizin ve yaşam bulduğumuz yerdeki insanların razı olmayacağı kötü sözleri söylememeli, yayılmasına izin vermemeli, kötü sözlerin söylendiği yerlerde bulunmamaya özen göstermeliyiz. Unutmayalım ki, Bakin kalan bu dünyada bir hoş sedadır.

3-Beline Sahip Olmak: Beline sahip olmaktan maksat ise; İnsanın nefsinin gayri meşru isteklerine karşı çıkması, nikâhlı ve helali olmayana meyletmemesi; harama "uçkur" çözmemesi ve zina yapmamasıdır.

Yüce Dinimiz de meşru olan yolları helal kılmış gayri meşru ilişkileri haram kılmıştır. Nitekim Mü’minun süresi ilk ayetlerinde gerçek kurtuluşa erenlerin özellikleri bahsedilirken

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

“Onlar ki, ırzlarını korurlar.” ifadesi zikredilmektedir. Ayrıca İslam Dininde evlilik müessesesi desteklenirken gayri meşru ilişki olan zina haram kılınmıştır.

Allah-u Teala yaratmış olduğu insanı erkek ve dişi olmak üzere iki cinsten yaratmış, erkeği ve kadını birbirine muhtaç yaratmıştır. Nitekim kadın ve erkek birbirini tamamlayan iki ana unsurun yarısıdır. Kuranı Kerimde de bu hususa şöyle dikkat çekilmektedir. “Onlar sizin için birer elbise, sizde onlar için birer elbisesiniz” (Bakara: 187), “İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de onun varlığının delillerindendir” (Rum:21)

Evlenme: karı-koca arasında birlikte yaşamaya ve karşılıklı yardımlaşmaya da imkân veren ve taraflara karşılıklı hak ve ödevler yükleyen bir sözleşmedir. (İlmihal, 2/199, T.D.Vakfı, İstanbul, 1999) Evlilik mutlulukların paylaşılması neticesinde artmasına, sıkıntılı bir yaşamın zorluklarına beraber katlanmak suretiyle çekilen sıkıntıların azalmasına en güzel vesiledir. Evliliğin ilk bağı ise nikâhtır. Nikâhsız birlikteliklerin adı evlilik değildir. Bu sebeple gençlerimiz arasında günümüzde çokça yaygınlaşan nikâhsız birlikteliklerin evlilik olamayacağı ve bu hususun şahısları çok kötü sonuçlara götüreceği unutulmamalıdır.

Zina, Kuran-ı Kerimde yasak olarak zikredilmiş ve zinadan uzak durmamız bizlerden istenmiştir. Ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır.

وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاء سَبِيلاً

“Zinaya yaklaşmayın gerçekten o ‘çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)

Nefsimizin istediği her türlü şehevi arzuyu yerine getirmeye kalkışırsak insani vasıflarımızın dışına çıkmış oluruz. Nitekim bizi yaratılan diğer mahlûklardan ayıran en önemli özelliğimiz akli melekemizi kullanmak suretiyle iyi olan ile yanlış olanı ayırabilme gücümüzün olmasıdır. Bu hususla ilgili İbnu'l-Arabî de şunu söyler: "...Güzel ahlâk ile mecbul olanlar cidden azdır. Kötü ahlâk üzere mecbul olanlar ise, insanların çoğunluğunu teşkil eder. Zîra insan tabiatına galebe çalan, şerdir. Bu sebeple eğer insan, fikrini, temyiz gücünü, hayâ duygusunu, korunma melekesini kullanmaksızın kendisini tabiatının akışına bırakıverecek olsa ona hayvanî huylar galebe çalar. Zîra insan fikir ve temyiz vasıflarıyla hayvanlardan ayrılır. Bunları kullanamazsa âdetlerinde onlara iştirak eder, kuvve-i şeheviye her çeşidi ile onu istila eder, hayâ uzaklaşır, yok olur..." (Kütüb-ü Sitte c. 6, s.341 )

Yüce Dinimizin bizlerden istemiş olduğu bütün istekler hep kendi menfaatimizedir. Çünkü istenilen hususların hiçbirisine Yüce Rabbimizin ihtiyacı yoktur. Nitekim O “Samettir”. Her şeyin kendisine muhtaç olduğu, Kendisinin ise hiçbir şeye muhtaç olmadığı Yüce Allah’tır. İslam Dininin getirmiş olduğu ahlaki ilkeler ise insan yaşamına en uygun en güzel düsturlardır. Bu sebeple bizlerden istenen emirleri yapmak ve yasaklardan sakınmak, hem bu dünya yaşantımızı hem de ahiret yaşantımızı memnun olacağımız bir hayat haline getirecektir.

Yüce Rabbim ahlaki boyutta kemale ermeyi, kendisinin ve birlikte yaşadığımız insanların razı olacağı bir hayat geçirmeyi nasip etsin. Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz