Pazartesi, 20 Kasım 2017

KADIN VE ERKEKTE İFFET

Haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak anlamına gelen iffet, bizleri bedeni ve manevi hazlara aşırı düşkün olmaktan koruyacak olan erdemdir.

Vaazımıza Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in bir müjdesiyle başlamak isterim.

اضْمَنُوا لِي سِتًّا مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَضْمَنْ لَكُمْ الْجَنَّةَ اصْدُقُوا إِذَا حَدَّثْتُمْ وَأَوْفُوا إِذَا وَعَدْتُمْ وَأَدُّوا إِذَا اؤْتُمِنْتُمْ وَاحْفَظُوا فُرُوجَكُمْ وَغُضُّوا أَبْصَارَكُمْ وَكُفُّوا أَيْدِيَكُمْ

 

"Siz bana altı şeyi garanti edin, ben de size cennete girmeyi garanti edeyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Va'dettiğiniz zaman va'dinizi yerine getirin. Size bir şey emanet edildiğinde emanete riâyet edin. Allah'ın yasakladığı günahlardan uzak durmak suretiyle iffetinizi koruyun. Harama bakmaktan sakının. Ve elinizi haramlara dokunmaktan koruyun (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 323/21695).

İffet o kadar değerlidir ki, Hz. Peygamber (s.a.s) duasında bu erdemli davranışı Rabbimizden istemiştir. Efendimiz (s.a.s.) şöyle dua etmiştir.

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعفافَ والْغِنَى

 “Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.” (Müslim, Zikir 72)

Risalet vazifelerinden biride iffettir. Peygamberler sadece ahret mutluluğu için ilkeler getirmezler. Peygamberlerin Allah (c.c.)’dan getirmiş olduğu tüm ilkeler ahret hayatını cennet yaptığı gibi dünya hayatını da cennete çevirir. Bu ilkelerin en önemlileri arasında iffet vardır.

Peygamberimiz (s.a.s) ile Uhud ve Hendek savaşlarında Müşriklerin reisi olarak karşı karşıya gelen daha sonra Mekke’nin fethinden önceki gece İslam ile şereflenen ve Arapların dâhilerinden olan Ebu Süfyan’ın Bizans Kralı Herakliyus ile aralarında geçen uzun konuşmasında şöyle bir ifadesi olmuştur.

Herakliyus:

- O (peygamber olduğunu söyleyen) adam size neleri emrediyor? diye sordu. Ben de:

- Sadece Allah’a kulluk ediniz, O’na hiç bir şeyi ortak koşmayınız. Atalarınızın iman ettiklerini söyledikleri şeyleri terk ediniz, diyor ve bize  namaz kılmayı, sözde ve işte doğruluğu, iffetli yaşamayı ve akraba ile ilgilenmeyi emrediyor, dedim. (Riyazü’s-Salihin, Tercüme ve Şerhi, Hadis No: 57)

İffet kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkilerde bulunması gereken bir erdemdir. Her devirde olduğu gibi günümüzde de kadınlar ve erkeklerin bir arada bulunması gereken zaman dilimleri vardır. İster iş hayatımızda ister, ister akraba, komşu ilişkilerimizde ezcümle sosyal hayatın her alanında kadınlarla erkekler aynı ortamı paylaşma mecburiyetinde kalabiliyorlar. İşte bu söz ve eylemlerde hâkim olan söylemimiz ve davranışımız iffet olmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’den bir ayeti hem dinleyelim, hem öğrenelim hem de hayat tarzı haline getirelim.

قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ {} وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِيَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَزِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ

“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar…” (Nur, 24/30-31)

Bir başka ayette ise Peygamber Efendimizin eşlerine hitaben şöyle buyurmaktadır. Bu hitap her ne kadar Efendimizin eşlerine dahi olsa bizim de bu ayetten hissemiz vardır.

يَا نِسَاء النَّبِيِّلَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِفَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلاً مَّعْرُوفاً {} وَقَرْنَفِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَالصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَايُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْتَطْهِيراً {}

“Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin. Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.” (Ahzab, 33/ 32-33)

İffetli yaşayanları Allah (c.c.) asla yalnız ve yardımsız bırakmaz. Hz. Aişe (r.a.)’ın hayatında gerçekleşen bizlere çok önemli ibretler ve hikmetler sunan İfk Hadisesi bu hususu bizlere sunmaktadır. İfk hadisesinin iki önemli yönü vardır:

1.Allah iffetli yaşayanları yardımsız asla bırakmaz.

2.İffeti hiçe sayıp insanlara iftirada bulunanlar Allah (c.c.) tarafından azapla cezalandırılırlar.

İfk olayı; İslâm tarihinde Rasûlullah (s.a.s.)'in zevcesi ve müminlerin annesi Hz. Âîşe hakkında münafıklar tarafından uydurulan iftira olayının adıdır ki, Yüce Allah Nur süresi 11-20. Ayetlerle bunun bir iftira olduğunu belirtmiş, Hz. Aişe annemizin iffetini tüm insanlığa bildirmiştir. Nur süresi 19. Ayette ise iffeti zedeleyen hayâsızlığı yayanların azabının ağır olduğu şöyle bildirilmektedir.

إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ

“Mü’minler arasında hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve âhirette can yakıcı azab vardır.”  (Nûr sûresi 24/ 19)

Günah bir fiili işlemek ile günahı anlatmayı birbirinden ayırmalıyız. Günah bir fiili işlemek veya günah olan bir söylemi söylemek ne kadar iffetsizce bir durum ise günah olan eylemleri ve söylemleri anlatmak bu halden daha iffetsiz bir durumdur. Ayrıca biz müminler şu hadisi iyice bilmeliyiz.

كُلُّ أَمَّتِي مُعَافًى إِلاَّ المُجاهرينَ ، وإِنَّ مِن المُجاهرةِ أَن يعمَلَ الرَّجُلُ بالليلِ عمَلاً ، ثُمَّ يُصْبحَ وَقَدْ سَتَرهُ اللَّه عَلَيْهِ فَيقُولُ : يَا فلانُ عَمِلْتُ الْبَارِحَةَ كذَا وَكَذَا ، وَقَدْ بَاتَ يَسْترهُ ربُّهُ ، ويُصْبحُ يَكْشفُ سِتْرَ اللَّه

“İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp:

Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım”, demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.” (Buhari, Edep 60)

 

İhtiyacı olmadığı halde başkalarından isteyip dilencilik yapanlar iffetlerini kaybederler. Peygamber Efendimiz dilenmemeyi iffetli olmak olarak değerlendirmiştir. Ebû Saîd Sa’d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî (r.a)’dan nakledildiğine göre, Medineli müslümanlardan bir kısmı Resûlullah (s.a.s)’den bir şeyler istediler. O da verdi. Sonra yine istediler. Resûlullah (s.a.s), elindekiler bitinceye kadar verdi. Verebileceği şeyler tükenince onlara şöyle hitab etti:

مَا يَكُنْ مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ أدَّخِرَهُ عَنْكُمْ ، وَمَنْ يسْتعْفِفْ يُعِفَّهُ الله وَمَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ اللَّهُ ، وَمَنْ يَتَصَبَّرْ يُصَبِّرْهُ اللَّهُ . وَمَا أُعْطِىَ أَحَدٌ عَطَاءً خَيْراً وَأَوْسَعَ مِنَ الصَّبْرِ

 “Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun iffetini arttırır. Kim tok gözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır.  Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah ona sabır verir. Hiç bir kimseye, sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lutufta bulunulmamıştır.” (Buhari, Zekat 50)

Kur’an- Kerimde ise böyle insanların meziyetleri şöyle bildirilir.

لِلْفُقَرَاء الَّذِينَ أُحصِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِلاَ يَسْتَطِيعُونَ ضَرْباً فِي الأَرْضِ يَحْسَبُهُمُالْجَاهِلُ أَغْنِيَاء مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْلاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافاً وَمَا تُنفِقُواْ مِنْ خَيْرٍفَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ

“Sadakalar, kendilerini Allah yoluna adayan fakirler içindir. Bunlar yeryüzünde dolaşmazlar. Hâllerini bilmeyen biri, iffet ve hayâlarından dolayı onları zengin zanneder. Sen onları yüzlerine bakınca tanırsın. Onlar yüzsüzlük edip insanlardan bir şey istemezler” (Bakara, 2/ 273)

İffet kavramını sadece kadınlara yüklemeyelim. Kadın iffetsiz davranıp zina yaptığında nasıl namusunu kirletmiş ise erkek yaptığında da namusunu kirletmiş olur. Oysaki günümüzde “Namus Cinayetleri” kavramı hep kadınlara yüklenmektedir. Erkek yaptığında “erkek kısmı biraz çapkın olur, elinin kiri, aslan evladım, vb.” gibi çirkin sözler ifade ediliyor ve sanki erkek zina yapabilir, yapınca önemli değilmiş gibi bir anlayış toplumda gelişiyor. Kız yapınca namussuz oluyor, hatta örf bahane edilerek aile meclisleri kuruluyor, kız çocukları öldürülüyor ve bu şeref sayılıyor. Toplum bu boyuttan mutlaka kurtarılmalıdır. Bununda en önemli yolu iffet anlayışını hem erkeklerimize hem de kadınlarımıza yansıtmakla olacaktır.

Kur’an-ı Kerim zinayı herkese yasaklamış ve bu davranışı çirkin bir eylem görmüş tüm kesimlerin bundan uzak kalmasını istemiştir. Ayeti bu vaazımızda yeniden hatırlayalım.

وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءسَبِيلاً

“Zinaya yaklaşmayın, çünkü o çok kötü (çirkin) bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)

Bir başka ayette, Ahzab süresi 35. ayette Allah (c.c.)’un kendileri için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırladığı kişileri şöyle bildiriyor.

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِوَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَوَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَوَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَفُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيراًوَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْراً عَظِيماً

“Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.”

Kişi eğer iffet duygunu kaybetmiş ise o zaman her türlü kötülüğünü hayatına aktarabilir. Tüm Peygamberler insanların iffetlerini kaybetmemelerini öğütlemiştir. Ebû Mes’ûd el-Ensârî (r.a.)’dan aktarılan bir hadiste Resul-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır.

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلامِ النُّبُوَّةِ الأولَى : إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنعْ مَا شِئْتَ

 “İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Enbiyâ 54)

Vaazımızı çok güzel bir beyitle sonlandıralım.

Edep bir taç imiş Nur-i Hüdadan

Giy o tacı emin ol her beladan

Yüce Rabbimiz iffet duygumuzu en ulvi seviyeye çıkarsın. İffetimizi yıkacak her türlü kötü davranıştan bizleri korusun. Cumanız mübarek olsun. Allah (c.c.) sizlerin ve tüm Müslüman kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Uzman Vaiz