Pazar, 20 Ağustos 2017

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Miraç Kandili

Muhterem Müslümanlar

Bir gece Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s), Kabe’nin avlusunda uyku ile uyanıklık halinde iken Cebrail (a.s.) yanına gelmiş, göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkamış, sonra Burak denilen bir binite bindirilerek Kudüs’e oradan da göklere yükseltilmiştir. Burada insanlığa gönderilen bütün peygamberlerle buluşmuş ve hiçbir varlığın dahi geçme imkanı bulamadığı Sidretü’l-Münteha’dan refref denilen bir binitle tek başına yükselmeye devam etmiş, Kendisine evrenin sırları ve meleklerin çalışmaları gösterilmiştir. Nihayet en sevgiliye Yüce Allah’a kavuşan Efendimiz hiçbir beşere nasip olmayan bir mucizeyle taltif edilmiştir.[1] İşte bu gece 29 Temmuz Salı gecesi idrak edeceğimiz Miraç gecesidir.

Peygamber Efendimizin Mekke’den Mescid-i Aksaya gelmesine İsra, oradan da semaya yükseltilmesine Miraç denmektedir.  Kur’an-ı Kerim İsra hadisesini bizlere şöyle bildirmektedir. “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”[2] 

Kıymetli Müminler

İsra ve Miraç hicretten bir buçuk yıl önce vuku bulmuş, Efendimizin mucizelerinden biridir. Miraç sadece Hz. Peygambere değil O’na inanan bütün insanlara gösterilen bir destektir. Çünkü Allah-u Teala kendisine iman edip ilahi rızası doğrultusunda çalışılmasını asla karşılıksız bırakmamıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v)’in amcası Ebu Talib ile şefkatli hayat arkadaşı Hz. Hatice Annemizi peş peşe kaybetmelerinin üzüntüsünü içinde taşıdığı ve İslam Dinini insanlara anlatmak için gittiği Taif’te kendisine taşlı saldırı olduğu bir dönemde Allah’ın katına yükseltilmesi bunun en güzel göstergesi değil midir?

Çok Kıymetli Kardeşlerim

Miraç Allah’a inanan bütün kulların günahları olsa dahi mutlaka bir gün cennetle buluşacaklarının müjdelendiği, İslam’ın en temel ibadetlerinden olan, kılana her gün Miracı gerçekleştiren Namaz’ın emredildiği, Bakara suresinin son iki ayetiyle “unutma ve hatalardan doğan sorumlulukların kaldırıldığı, geçmiş ümmetlere yüklenen ağır yüklerin Ümmet-i Muhammed’e yüklenmeyeceği ve güç yetirilemeyen şeylerin verilmeyeceği”nin inananlara hediye edildiği bir gecedir.  

Aziz Cemaat

Bu gece hatalardan doğrulara, küslükten barışa, maddeden manaya, günahlardan sevaplara, dünya hırsında manevi güzelliklere, kalp kırmaktan gönül yıkmaktan sevgiye ve merhamete geçmek suretiyle bizlerde kendi Miracımızı gerçekleştirmeliyiz.

Hutbemi İsra suresinde bizlere bildirilen ve dünya-ahiret mutluluğumuzu gerçekleştireceğimiz ilkelerle bitiriyorum. “Allah’tan başka ilah tanıma, Ana-babaya iyi davran ve onlara öf bile deme. Akrabaya ve yoksula hakkını ver. Gereksiz yere saçıp savurma. Eli sıkı (cimri) olma, ölçüsüzce eli açık ta olma. Fakirlik korkusuyla çocuğunu öldürme. Çünkü seninde çocuğunun da rızkını veren O’dur. Hayasızlık ve çirkinlik olan zinaya yaklaşma. Allah’ın haram kıldığı cana kıyma. Yetim malına zarar vermek kastıyla yaklaşma. Ölçüyü doğru terazi ile tart. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Böbürlenerek yürüme. İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir.”[3]

Ahmet ÜNAL

Vaiz

 


 

[1] Buhari, Salat, 1

[2] İsra, 17/1

[3] İsra, 17/22-39