Pazartesi, 26 Haziran 2017

İşçi ve İşveren İlişkileri

 

أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

 

 

َقَالَ رَسُولُ اللهِ صلىالله عليه وسلم: إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Muhterem Müslümanlar


Var edildiğimiz yeryüzü ihtiyaçlarımıza cevap verecek nitelikte yaratılmış[1], göklerde ve yerde bulunan her şey Yaratanımız tarafından emrimize verilmiş[2] ve yaşadığımız bu dünyada geçimimizi sağlamamız için rızıklar verilmiştir.[3] İnsanlar kendilerine verilen bu rızıkları temin etmek, gerek ferdi gerek müşterek ihtiyaçlarını gidermek için bir araya gelmişler ve birbirleri arasında maddi ve manevi münasebetler kurmuşlardır. İşte bu münasebetlerin sonucunda çalışma hayatı ortaya çıkmıştır. Çalışma hayatının en temel iki unsuru ise, işçi ve işverendir.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin Rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.”[4]  buyurarak, işverene iş verme imkanını, işçiye ise o işi görme kabiliyetinin kendisi tarafından verildiğini bildirmiştir. Bu sebeple patronluk kibirlenme, işçilik ise incinme yeri değildir.

Kıymetli Kardeşlerim

Yüce Dinimiz işçi ve işveren haklarını düzenlemiştir. İşveren üzerindeki en temel yükümlülük çalıştırdığı işçisine kararlaştırılmış ücretini tam ve zamanında ödenmesi gelmektedir. Nitekim Hz Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, işçiye ücretinin teri kurumadan verilmesini[5] istemiştir. Günümüzde paranın değerinde azalma meydana getiren Enflasyonda göz önüne alınmalı ve işçiler enflasyona karşı korunmalıdır. Ayrıca çalışanların güvenlik, sağlık, izin, dinlenme gibi temel haklar ile mal, can, din, akıl ve ırz güvenliği gibi temel özgürlüklerin tanınması ve bu husus da gerekli tedbirlerin alınması işverenin temel yükümlülüğü altındadır. Sevgili Peygamberimiz, işverenlerin çalışanlarına, kendi yediğinden yedirmesi, kendi giydiğinden giydirmesi ve onlara güçlerinin yetemeyeceği işler yüklememesini[6] buyurarak, çalışana yapılacak her iyiliğin insani ve ahlaki bir görev olduğunu vurgulamıştır.

İşçi ise kendisine verilen işi, işverenin isteği tarz ve zamanda yerine getirmeli, iş saatleri içinde işiyle meşgul olmalı ve talimatlara uymalıdır. Ayrıca kamu hizmetini yürütenler ise, bu hizmeti Milletimizin bir emaneti olarak görmeli, yapılan hatalardan dolayı kul hakkına girileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Aziz Müminler

Bir Müslüman yaptığı iş ne olursa olsun, daima dürüst olmalıdır. Memur görevini yaparken, işçi çalışırken, işveren ise işçinin hakkını ödemede hak, adalet ve doğruluk üzere olmalıdır. Nitekim İşçi-İşveren ilişkilerinin sevgi, saygı ve adalete uygun bir şekilde gerçekleşmesi, çalışma hayatını ve toplum huzurunu sağlam bir hale getireceği unutulmamalıdır.

Hutbemi Sevgili Peygamberimizin bir hadisle bitirmek istiyorum. “ Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.”[7]                                                                                                                           

Ahmet ÜNAL


[1] Mülk, 67/15

[2] Casiye,45/13

[3] Hicr, 15/20

[4] Zuhruf, 43/32

[5] İbn Mâce, Ruhûn, 4

[6] Buhari, İfk, 10

[7] Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334