Pazar, 20 Ağustos 2017

 

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَاوَصَلِّ عَلَيْهِمْإِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Sosyal Yardımlaşma Olarak Zekât

Muhterem Müslümanlar

Yüce Dinimiz, toplumların huzur ve mutluluğuna önem vermiş, bunu gerçekleştirmek için de bir takım esaslar getirmiştir. İşte bu esaslardan biride sosyal barışın sağlanmasına önemli katkıda bulunan zekâttır. Sözlükte, çoğalma, bereket ve temizlemek anlamalarına gelen Zekât, nisap miktarına ulaşan malın bir kısmını sadece Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine vermektir.(1) Zekât, Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) hadislerinde İslam’ın beş temel şartı içerisinde zikredilmiştir.(2)

Aziz Müminler

Zekât, İslam’ın getirdiği insanları birleştiren ve kaynaştıran sosyal yardımlaşma sistemidir. Zenginle fakir arasındaki uçurumun giderilmesinde en önemli unsurların başında zekât gelmektedir. Yüce Rabbimiz, “Siz Allah için ne verirseniz Allah onun yerine (daha iyisini) verir.”(3) ve “Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince; işte zekâtı verenler (sevaplarını ve malların) kat kat artıranlardır”(4) buyurarak, zekât verilen malın eksilmeyeceğine aksine bereketlenip, artıp çoğalacağına işaret etmektedir. Ayrıca zekât, bireylerin malını temizlediği gibi kalbide cimrilikten ve bencillikten temizler. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır. “(Ey Muhammed) onların mallarından onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et”(5)

 

Değerli Kardeşlerim

Dünya malı, Rabbimizin bize vermiş olduğu ve kendisine kulluk vazifemizi yerine getirmede kullanacağımız bir lütuftur. Ayrıca Zekâtlarımızı, toprak mahsullerinden ödenen öşürlerimizi, sadakalarımızı ve Ramazan ayında verdiğimiz fitrelerimizi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak, dini bir vecibe olmanın yanı sıra insani bir vazifedir.  Bu sebeple, zekâtlarımızı ve sadakalarımızı Allah’ın rızasını gözeterek verelim, başa kakmayalım ve muhtaçları mahcubiyete götürecek bir davranışta bulunmayalım. Unutmayalım ki; zekâtların, sadakaların gerektiği gibi ihtiyaç sahiplerine aktarıldığı bir toplumda, Allah’ın rızası ve insanların sevgisi kazanılmış olur.

Hutbemi Bakara süresi 267. Ayetin mealiyle sonlandırıyorum. “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.”(6)

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz

1. El-Bedai, Kasani, c.2, s.371

2. Buhari, İman, 1.

3. Sebe, 34/39

4. Rum,30/39

5. Tevbe, 9/103

6. Bakara, 2/267