Salı, 12 Aralık 2017

İnsanları birbirlerine bağlayan milli ve manevi değerler vardır. Bu değerler bir milletin olmazsa olmazlarındandır. Bu değerlere sahip olmak ve bağlı kalmakla bir bütün oluşturulmuş olur. İşte bu değerlerin biride, manevi değerlerimiz arasında zikrettiğimiz ezandır. Ezan, sözlükte "bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek" anlamlarına gelen ezan, dinî bir terim olarak, farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek, bildirmek demektir. Ezan sünnet-i müekked olmakla birlikte, Müslümanlığın şiarı haline gelmiştir. Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan edilmekte, hem de Allâh'ın büyüklüğü, Peygamberimizin O'nun kulu ve elçisi olduğu ve namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.(1)

Hicretin birinci yılında, Peygamberimiz Aleyhisselamın mescidi yapıldıktan sonra, Müslümanların kendilerini namaza toplayacak birşey düşündükleri ve içlerinden bazılarının boru, bazılarının da çan çalınması teklifinde bulundukları, Peygamberimiz Aleyhisselamın ise bunların hiçbirisini benimsemediği sırada idi ki, Ensardan Abdullah b.Zeyd b. Abdi Rabbih'e, rüyasında ezan gösterildi.

Abdullah b. Zeyd, Peygamberimiz Aleyhisselamın yanına gidip, rüyasını anlattı:

"Yâ Rasûlallah! Bu gece uyurken, elinde bir çan taşıyan, üzerinde altlı üstlü iki parça yeşil elbise bulunan bir adam yanıma çıkageldi. Ona:

'Ey Allah'ın kulu! Bu çanı bana satmaz mısın?' dedim.

Bana:

'Onu ne yapacaksın?' diye sordu.

Ona:

'Halkı onunla namaza çağıracağız!' dedim.

Bana:

'Ben sana bundan daha hayırlısını göstersem olmaz mı?' dedi

'Olur! Göster! Nedir o dedim .

Bana:

'Allâhu ekber! Allâhu ekber!

Allâhu ekber! Allâhu ekber!

Eşhedü en lâ ilahe illallah!

Eşhedü en lâ ilahe illallah!

Eşhedü enne Muhammederresûlullah!

Eşhedü enne Muhammederresûlullah!

Hayye alessalah!

Hayye alessalah!

Hayye alelfelah!

Hayye alelfelah!

Allâhu ekber! Allâhu ekber!

Lâ ilahe illallah! dersin' dedikten sonra, benden biraz uzaklaştı, sonra da:

'Namaza kalkacağın sırada da:

'Allâhu ekber! Allâhu ekber!

Eşhedü en lâ ilahe illallah!

Eşhedü enne Muhammederresûlullah!

Hayye alessalah!

Hayye alessalah!

Kad kametissalah!

Kad kametissalah

Allâhu ekber!

Allâhu ekber!' dersin dedi."

Abdullah b. Zeyd der ki:

"Sabaha çıktığım zaman, Resûlullah Aleyhisselamın yanına gittim.

Rüyada gördüğümü, kendisine haber verdim.

'İnşaallah, bu rüya hak ve gerçektir buyurdu.

'Bilal ile kalk da, gördüğünü ona telkin et, ezberlet de, ezanı o okusun! Çünkü, onun sesi seninkinden daha yüksek, daha gürdür! buyurdu.

Bilal ile kalktım. Ben ona telkin etmeye başladım, o da okumaya başladı." Peygamberimiz Aleyhisselama bu hususta vahiy de gelmişti.

Hz. Ömer evinde bulunduğu sırada Bilal-i Habeşî'nin okuduğu ezanı işitir işitmez ridasını sürüyerek Peygamberimiz Aleyhisselamın yanına gelip:

"Ey Allah'ın Peygamberi! Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki, onun (Abdullah b. Zeyd'in) gördüğü şeyin tıpkısını ben de görmüştüm!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam, Allah'a hamd ettikten sonra:  "Vahiy seni geçti!" buyurdu.(2)

Kur’an-ı Kerim insanların namaza çağrıldığına vurgu yapmaktadır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (3)

وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ اتَّخَذُوهَا هُزُواً وَلَعِباً ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَعْقِلُونَ

“Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.” (4)

Sevgili Peygamberimizden ezanın önemi, ezanı okuyan müezzinlere müjdeleri hakkında birçok hadisler bizlere ulaşmıştır. Vaazımızın bu kısmında bu hadisleri beraberce anlamaya çalışalım.

إِذا سمِعْتُمُ النِّداءَ فَقُولُوا مِثْلَ ما يَقُولُ ، ثُمَّ صَلُّوا علَيَّ ، فَإِنَّهُ مَنْ صَلَّى علَيَّ صَلاةً صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ بِهَا عشْراً ، ثُمَّ سلُوا اللَّه لي الْوسِيلَةَ ، فَإِنَّهَا مَنزِلَةٌ في الجنَّةِ لا تَنْبَغِي إِلاَّ لعَبْدٍ منْ عِباد اللَّه وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُو ، فَمنْ سَأَل ليَ الْوسِيلَة حَلَّتْ لَهُ الشَّفاعَةُ

“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra bana salâvat getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan vesîleyi isteyin. Çünkü vesîle,  cennette Allah’ın kullarından bir tek kuluna lâyık olan bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen kimseye şefatim vâcip olur.” (5)

إِذا نُودِي بالصَّلاةِ ، أَدْبرَ الشيْطَانُ و لهُ ضُرَاطٌ حتَّى لا يسْمع التَّأْذِينَ ، فَإِذا قُضِيَ النِّداءُ أَقْبَل ، حتَّى إِذا ثُوِّبَ للصَّلاةِ أَدْبَر ، حَتَّى إِذا قُضِيَ التَّثْويِبُ أَقْبلَ ، حَتَّى يخْطِر بَيْنَ المرْءِ ونَفْسِهِ يقُولُ : اذْكُرْ كَذا ، واذكُرْ كذا ­ لمَا لَمْ يذْكُرْ منْ قَبْلُ ­ حَتَّى يظَلَّ الرَّجُلُ مَا يدرَي كَمْ صلَّى

“Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez olur.”(6)

Ezan okuyan müezzinler için ise şöyle müjdeler verilmektedir.

المُؤذِّنُونَ أَطْولُ النَّاسِ أعْنَاقاً يوْمَ القِيامةِ

“Kıyamet günü boyunları en uzun olanlar müezzinlerdir” (7)

Ebu Said el-Hudri’den rivayet edildiğine göre Efendimizin şöyle dediğini işitmiş. “Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar.”(8) 

Efendimiz (s.a.s.) ezan işitildiği zaman dua etmemizi istemektedir. Bu dua neticesinde ise Güzeller güzelinin şefaatine nail olmak var. Ne güzel ve ne büyük bir müjdedir bu.

 من قَال حِين يسْمعُ النِّداءَ : اللَّهُمَّ رَبَّ هذِهِ الدَّعوةِ التَّامَّةِ ، والصَّلاةِ الْقَائِمةِ، آت مُحَمَّداً الْوسِيلَةَ ، والْفَضَيِلَة، وابْعثْهُ مقَامًا محْمُوداً الَّذي وعَدْتَه ، حلَّتْ لَهُ شَفَاعتي يوْم الْقِيامِة

“Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed’e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.” (9)

Bir diğer hadiste ise, Ezan okunduğu zaman onun lafızlarını söyleyerek, bu lafızlarn doğruluğuna şahitlik edenin ise geçmiş günahlarının affedileceği müjdelenmektedir.

مَنْ قَال حِينَ يسْمعُ المُؤذِّنَ : أَشْهَد أَنْ لا إِله إِلاَّ اللَّه وحْدهُ لا شَريك لهُ ، وَأَنَّ مُحمَّداً عبْدُهُ وَرسُولُهُ ، رضِيتُ بِاللَّهِ ربًّا ، وبمُحَمَّدٍ رَسُولاً ، وبالإِسْلامِ دِينًا ، غُفِر لَهُ ذَنْبُهُ

“Kim müezzini işittiği zaman: Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, resûl olarak Muhammed’den, din olarak İslâm’dan razı oldum, derse, o kimsenin günahları bağışlanır.” (10)

Ezan ile namaz kılmak için okunulan kamet arasında yapılacak duaların ise makbul olduğu müjdesi şöyle aktarılmaktadır.

الدُّعَاءُ لا يُردُّ بين الأَذانِ والإِقامةِ

“Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” (11)

Bazı semboller vardır ki, o semboller kişilerin inançlarını gösterir. Hıristiyanlıkta Çan bir semboldür. Hıristiyanlıkta farklı bir uygulama olmamıştır. Hıristiyanlıkta nasıl ki çan bir sembol ise ve kendisinden o dine mensup olanlar vazgeçmiyor ise, İslam Dininde de ezan bir semboldür ve kendisinden hiçbir inanan asla vazgeçmek istemeyecektir. Çünkü her nereye yolculuk yapılırsa yapılsın ezan sesi duyulduğu zaman, orada Müslümanların olduğu bilinir. Bu haliyle ezan Müslümanlığın genel şiarı haline gelmiştir. Ezan hüküm olarak vaktin sünneti olsa bile, artık kendisinden vazgeçilemez farzlar mertebesine ulaşmıştır. Hem lafzi hem de manası yönüyle her İnananın belleğine kazınmış durumdadır.

Ezan bir ilandır, bir duyurudur. Ezan duyulduğu zaman “burada bir cami var demek” akla gelir. Ezan vaktin ilanıdır. İşitildiği zaman namaz vakti geldiği anlaşılır. Böylece Müslüman hangi yere yolculuk yaparsa yapsın, ezanlar sebebiyle namazlarını vaktinde kılar.

Kur’an-ı Kerimin gönderiliş dili Arapçadır. Bu durumun elbette birçok hikmeti vardır. Ancak Kur’an Arapça indirildi diye sadece o millete ait değildir. Kur’an hepimizin kabul ettiği kutsal kitaptır. Bu durum aynen ezan içinde geçerlidir. Ezan lafızları Arapça olabilir. Ancak ezan, sadece Arap’a ait değildir.(12) Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana hiçbir üstünlüğü yoktur. İnanalar kardeştirler ve bu kardeşlik bağlarını güçlendiren unsurların biri de ezandır.

Birlik ve beraberliğimizi destekleyici o kadar çok unsur var ki. Yeter ki bir ve beraber olmak isteyelim. Yeter ki, bizi ayırmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Ezanı şerifi birde bu açıdan düşünmenizi istirham ediyorum. Bu gecede ezanı şerifin, Ramazanın, namazın birleştiriciliğinden istifade edelim. Ayrılmayalım.  Ayrılığın hepimiz açısından felaket olduğunu unutmayalım. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz

1. Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB yayınları, “Ezan” bahsi

2. İslam Tarihi, M. Asım Köksal.

3. Cuma, 62/9

4. Maide, 5/58

5. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1039

6. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1038

7. Müslim, Salât 14.

8. Buhârî, Ezân 5,

9. Buhârî, Ezân 8

10. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1042

11. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1043

12. Örneklerle Peygamberimiz, Prof. Dr. Abdurrahim ÇETİN, s. 129