Çarşamba, 22 Şubat 2017

Kardeşliğimizi Sağlamlaştırmak İçin; Saflarımızı Sık ve Düzgün Tutalım

Bir mümin için en ulvi vakit namaz kıldığı andır. Çünkü namaz müminin miracıdır. Secdeye eğilen başlar, kulluk hissinin en derinden yaşanmasını sağlıyor.

Namaz gözümüzün nurudur. Dini yaşantımızın ikamesi –ayakta durması- için en gerekli olan ibadettir. Kur’an-ı Kerimde bildirilen namaz emrinin “ikame” fiiliyle bildirilmesinin sırrına vakıf olmakta fayda var. Namaz kişi için ne kadar değerli ise, toplum hayatı içinde o kadar değerlidir.

Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde namazın cemaatle kılınmasından elde edilebilecekleri bizlere şöyle bildiriyor.

صَلاةُ الرَّجُلِ في جَمَاعَةٍ تُضعَّفُ عَلى صَلاتِهِ في َيْتِهِ وَفي سُوقِهِ خَمْساً وَعِشْرِينَ ضِعْفاً، وَذلِكَ أَنَّة إذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ خَرَجَ إلى المَسْجِدِ، لا يُخْرِجُه إلاَّ الصَّلاةُ، لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إلاَّ رُفِعَتْ لَه بهَا دَرَجَةٌ، وَحُطَّتْ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةٌ، فَإذا صَلَّى لَمْ تَزَلِ المَلائِكَة تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا دَامَ في مُصَلاَّه، ما لم يُحْدِثْ تقولُ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ، اللَّهُمَّ ارحَمْهُ. وَلاَ يَزَالُ في صَلاةٍ مَا انْتَظَرَ الصَّلاةَ

“Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan  yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: Allah’ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse  namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir.[1]

İnananları manevi bir kardeşlik bağıyla birbirine kenetleyen İslam Dini, bu kardeşliliğin devamını sağlamak ve geliştirmek adına namazı cemaatle kılmayı da emrediyor.  Günde beş vakit namazın cemaatle kılınmasının teşvik edilmesi, haftada bir cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, toplumsal kaynaşmanın ve dayanışmanın sağlanmasına önemli etkenlerin başında gelmektedir. 

Cemaatle namaz kıldığımız şu zamanımızda dikkat etmediğimiz hususların başında ise saf düzeni gelmektedir. Öncelikle saf düzenine uymanın safları doğru ve düzgün tutmanın dini bir vecibe olduğunu bilelim.

Cemaatle kılmış olduğumuz namazlarımızda nasıl bir saf düzeni gerçekleştirmeliyiz? Öncelikle bu sorunun cevabını Sevgili Peygamberimizden (s.a.s.) öğrenelim.

عَن جابِرِ بْنِ سمُرةَ ، رضي اللَّه عنْهُمَا ، قَالَ : خَرجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فَقَالَ : « أَلا تَصُفُّونَ كما تُصُفُّ الملائِكَةُ عِنْدَ رَبِّهَا ؟ » فَقُلْنَا : يا رسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ تَصُفُّ الملائِكةُ عِند ربِّها ؟ قال : « يُتِمُّونَ الصُّفوفَ الأُولَ ، ويَتَراصُّونَ في الصفِّ»

Câbir İbni Semüre (r.a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evinden çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu:

- “Meleklerin Rableri huzurunda saf bağlayıp durdukları gibi saf bağlasanız ya!”

Bunun üzerine biz:

- Yâ Resûlallah! Melekler Rablerinin huzurunda nasıl saf bağlayıp dururlar? diye sorduk. Şöyle buyurdu:

- “Onlar öndeki safları tamamlayıp birbirine perçinlenmiş gibi bitişik dururlar.”[2]

Kur’an-ı Kerimde adını, saf tutmuş meleklere işaret eden ilk âyetten alan Saffat süresinde Efendimizin ifade ettiği bu husus şöyle bildirilmektedir.

وَالصَّافَّاتِ صَفّاً {} فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراً {} فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراً {} إِنَّ إِلَهَكُمْ لَوَاحِدٌ

“Saf saf dizilenlere, O haykırıp sürenlere Ve o zikir okuyanlara, Yemin ederim ki, ilâhınız birdir.”[3]

Bu süresin bir diğer ayetinde ise bizlere şöyle bilgi verilmektedir.

وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ {} وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ {} وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ

"(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır. Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz. Ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz."[4]

Bir başka hadiste Efendimiz (s.a.s), namazın kemale ermesinde saf düzenin gerekli olduğunu şöyle bildiriyor.

سَوُّوا صُفُوفَكُمْ ، فَإنَّ تَسْوِيةَ الصَّفِّ مِنْ تَمامِ الصَّلاةِ      

“Saflarınızı düz tutunuz. Zira safların düz olması namazın tamam olmasını sağlayan hususlardan biridir.”[5]

Şu tabloyu beraberce gözümüzün önünde canlandıralım. Bir safta namaz kılıyoruz. Saf düzenimiz biraz seyrek. Şöyle rahat rahat namaz kılmak istiyoruz. Bir kardeşimiz gelse ve safı doldursa ve bizler safta sıkışsak. Acaba bu hususta ne düşünürüz?

“Safımızda boşluklar vardı. Biri daha geldi de safımız doldu. Namazımız Peygamberimiz (s.a.s)’in bildirdiği üzere kemale erdi.” Diye mi dünürüz?

Yoksa şöyle mi aklımıza gelir.

“Ne güzel namaz kılacaktım. Şimdi bu adamda nerden çıktı. Şimdi bu sıkışıklıkta kim namaz kılacak?”

Bu düşüncelerimizi önemsiz saymayalım. Çünkü akıl dünyamızdaki bu haller toplumsal yapımızın en güzel tezahürüdür. Şimdi şu soruda akla gelebilir. Toplumsal hayatımızla saf düzeninin ne gibi bir alakası olabilir ki?

Saf düzenimizin toplumsal hayatımızla benzerliği yok mudur? Siz kıymetli cemaatimizden bu hususu sorgulamasını istirham ediyorum. Saf düzenin sıkı tutulması ile toplum hayatının kenetlenmesi birbirleriyle bağlantılı değil midir? Cemaatle namaz kılma anında saf düzenimizdeki gevşeklik, Müslüman kardeşimize karşı gevşekliğimizin bir tezahürü değil mi?

Toplumların selameti için en önemli ilkelerin başında “ötekini” kabul etmek ve onunla en iyi diyalogu kurabilmektir. Namaz inananları bir araya getiren, sadece bedenen değil manen insanları birbirine kenetleyen ibadetlerin başında gelir. İşte inananlar namazla “öteki” kardeşiyle beraber olabilmekte, bu beraberliği ise saf düzeninin sağlamlığıyla perçinlemektedir.

“Saf düzeni ile toplumsal düzen arasında doğru orantı vardır” görüşümüzü, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s.)’den bir hadisle sizlere aktaracağım bir hadisle desteklemeye çalışalım. Efendimiz şöyle buyuruyor.

أَقِيمُوا الصُّفُوفَ وَحَاذُوا بَينَ المنَاكِب، وسُدُّوا الخَلَلَ، وَلِينُوا بِأَيْدِي إِخْوَانِكُمْ ، وَلا تَذَرُوا فَرُجَاتٍ للشيْطانِ، ومَنْ وصَلَ صَفًّا وَصَلَهُ اللَّه ، وَمَنْ قَطَعَ صَفًّا قَطَعهُ اللَّه

 “Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lütfetmez.”[6]

Toplumsal hayatta Müslümanlar birbirlerine ne kadar çok kenetlenmesi gerekiyorsa, toplumlararası Müslümanlar halkı olan devletlerde birbirlerine aynı şekilde kenetlenmelidir. Özellikle çağımızda buna çok muhtacız. Zulmün önlenmesinde, ihtiyaçların giderilmesinde, maddi ve manevi destek olmada Müslüman toplumu olan devletlerin saflarını sık ve düzgün tutmaları gerekmektedir. Namazda nasıl ki, saflarda boşluk bulunması sebebiyle Şeytanlar boşluklara girebiliyorsa, düşmanlar ve düşmanlıklar Müslüman toplumu barından devletlerarasına öylece girebilmektedir. Tam bu noktada Yaratanımızın şu fermanını hep beraber hatırlayalım ve hayatımıza aktarmaya çalışalım.

وَالَّذينَ كَفَرُواْ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ إِلاَّ تَفْعَلُوهُ تَكُن فِتْنَةٌ فِي الأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ

“İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.”[7]

İlmin kapısı Hz. Ali Efendimizin ise şu nasihatine kulak verelim. “Saflarınızı düzeltiniz ki kalpleriniz düzelsin. Omuz omuza yapışınız ki, birbirinize merhamet edesiniz”[8]

Saf düzenimizin düzgün tutulmasının bizlere sağladığı faydalar ve saf düzeninin bozulduğunda ise karşılaşacağımız zararların neler olduğu Efendimiz (s.a.a)’in hadislerinde saklıdır.

رُصُّوا صُفُوفَكُمْ ، وَقَاربُوا بَيْنَها ، وحاذُوا بالأَعْناق ، فَوَالَّذِي نَفْسِي بيَدِهِ إِنَّي لأَرَى الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ منْ خَلَلِ الصَّفِّ ، كأنَّها الحَذَفُ

“Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizaya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum.”[9]

Sevgili Peygamberimiz saf düzenini bizatihi kendisi kontrol ediyor, hataları ise gideriyordu. Bir hadiste bu durum şöyle bildiriliyor.

كانَ رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، يَتخلَّلُ الصَّفَّ مِنْ نَاحِيَةٍ إِلى نَاحِيَةٍ ، يَمسَحُ صُدُورَنَا ، وَمَناكِبَنَا ، ويقولُ : لا تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ » وكَانَ يَقُولُ : إن اللَّه وَمَلائِكَتَهُ يُصَلُّونَ على الصُّفُوفِ الأُوَلِ

Resûlullah (s.a.s) göğüslerimize ve omuzlarımıza dokunarak bir baştan diğer başa safın arasında dolaşır ve şöyle buyururdu:

“İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur”. Ve sözlerine şöyle devam ederdi: “İlk saflarda bulunanlara Allah rahmet, melekler de dua eder.”[10]

Saf düzeninin bizlere sağlamış olduğu faydaları, saf düzenini bozmamız sebebiyle karşılaşacağımız sıkıntıları hep beraber öğrendik. Çok iyi bildiğimiz halde bir türlü gerçekleştiremediğimiz saf düzeni nasıl olacak? Bu hususu da yine Efendimizin hadislerinden öğrenelim.

 وسِّطُوا الإِمامَ ، وَسُدُّوا الخَلَلَ

“İmamı ortanıza alınız ve saflardaki boşlukları doldurunuz.”[11]

أَتمُّوا الصَّفَّ المقدَّمَ ، ثُمَّ الَّذي يلِيهِ ، فَمَا كَانَ مَنْ نقْصٍ فَلْيَكُنْ في الصَّفِّ المُؤَخَّرِ

 “Önce ilk safı tamamlayınız; sonra arkadaki safları doldurunuz. Şayet eksik kalırsa, son safta kalsın.”[12]

إِنَّ اللَّه وملائِكَتَهُ يُصلُّونَ على ميامِن الصُّفوف

 “Şüphesiz Allah safların sağ tarafında bulunanlara rahmet eder; melekleri de dua ederler.”[13]

Çok Kıymetli Kardeşlerim!

Hayatı tek başımıza yaşayamayacağız. Bu gerçeği hepimiz bilmekteyiz. Toplumu oluşturan her bireye ihtiyacımız var. Bir ve beraber olmada, kardeşlik duygularımızı sağlamlaştırmada ise mutlaka yan yana olmalıyız. Tıpkı saf düzeninde olduğu gibi. Aramızda bölünme olmamalı. Aramızdaki kardeşlik bitmemeli. Bunun için birbirimizde ayrı kalmamalı, hep omuz omuz olmalıyız. Kim olduğumuz, cinsiyetimiz, kültürümüz, mezhep farklılığımız önemli değil. Önemli olan kenetlenmemiz. Tıpkı saf düzeninde olduğu gibi. Rabbimizin şu nasihatiyle sözlerimi sonlandırıyorum.

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً

“Hep birlikte Allah Teâlâ’nın ipine (İslam’a, Kur’an’a) sımsıkı sarılın ve birbirinizden ayrılmayın. Allah Teala’nın üzerinizde olan nîmetini de hatırlayınız ki, siz birbirinize düşmanlar iken sonra Allah Teâlâ kalplerinizi birleştirdi de O'nun nîmeti sebebiyle kardeşler oluverdiniz…”[14]

Rabbim birlik ve beraberliğimizi en ulvi noktaya ulaştırabilmemizi bizlere lütfeylesin. Toplumsal kardeşliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Aynı safta sımsıkı bir şekilde omuz omuza duranlar gibi toplumsal hayatta da dayanışma ve kaynaşmayı sağlayabilmemizi bizlere ikram eylesin. Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz


 

[1] Buhari, Ezan 30

[2] Mülim, Salat 119

[3] Saffat, 37/1-4

[4] Saffat, 37/164-166

[5] Buhari, Ezan 74

[6] Ebu Davut, Salât 93

[7] Enfal, 8/73

[8] Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/401-402

[9] Ebu Davut, Salât 93

[10] Ebu Davut, Salât 93

[11] Ebu Davut, Salât 98

[12] Ebu Davut, Salât 93

[13] Ebu Davut, Salât 95

[14] Al-i İmran, 3/102