Cumartesi, 21 Ekim 2017

Bir Ramazan daha geldi ve bir Ramazan daha geçmekte. İçerisinde birçok farklı ibadetlerin yaşandığı bir ayı bitirmek üzereyiz. Ramazan ayında, farz olan oruç ibadeti, Sünnet olan teravih namazları, Efendimizin (s.a.s.), Cebrail (a.s.) ile Kur’an-ı Kerimi mukabele etmelerinden bizlere kalan Mukabele okumaları, Ramazan ayının son günlerinde verdiğimiz fitrelerimiz, birde Ramazanın son 10 gününde Sevgili Peygamberimiz sünneti olan İtikâf. Yoğun bir manevi atmosferin içindeyiz. Ne mutlu bu atmosferden yararlanıp gönül dünyasını felaha kavuşturanlara.

Ramazan ayının son on gününde Efendimiz (s.a.s.)’in sünnetine uyarak itikâf ibadetini yaşatmak elbette kendi kârımıza olacaktır. Günümüzde birazda aksatılmış olan bu ibadeti yeniden canlandırmak gerekmektedir. Tefekkür dünyamızın gelişmesi, geçmişimizin muhasebesinin yapılması, ibadetlerde yoğunluğa ulaşılması, hele hele son on günün tekli gecelerinde aranması gereken Kadir Gecesinin ihya edilme imkânının yakalanması için itikâf bizler için gerçekleştirilmesi gereken bir sünnet.

Ramazan ayında yaşatılması gereken ve Sevgili Peygamberimizin sünnetlerinden birisi de itikâftır. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret etmelerinden sonra İtikâfı terk etmediğine ve her sene gerçekleştirmiş olduğuna dair bizlere hadis-i şerifler gelmiştir. Bu sebeple bir yerleşim yerinde en az bir Müslüman’ın bir camide Efendimizin Sünnetinin yaşatılması amacıyla İtikâfa girmesi çok önemlidir. İtikâf ile camide geçirilen her bir vakit çok büyük değer kazanır.

Sözlükte "ibadet veya başka bir gaye için bir yerde kendini tutmak, kalmak; insanlardan tenha bir yerde kalmak, bir şeye bağlanmak" gibi anlamlara gelen itikâf, dinî bir kavram olarak, ibadet niyetiyle ve kurallarına uyarak inzivaya çekilmek demektir.(1)

Kur’an-ı Kerim’de itikâf ile ilgili emir içeren bir ayet bulunmamakla itikâf yapılırken kaçınılması gereken şeyleri tavsiye eden veya aynı kökten gelen ayetler mevcuttur. Bu ayetlerde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

“…Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.”(2)

وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُواْ مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

“Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”(3)

Ayet-i Kerimeler bize göstermektedir ki; İtikâf sadece Sevgili Peygamberimizle ortaya çıkmış bir sünnet değil. Efendimiz (s.a.s.)’den öncede Yüce Rabbimiz Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. İsmail’e (a.s.) itikâfa girmek isteyenler için Kâbeyi temiz tutmalarını emretmiştir. Tabi geçmiş ümmetler tarafından icra edilen İtikâf, Efendimizle beraber başka bir boyut kazanmıştır. Efendimizle beraber itikaf, Ramazanın son on gününde yapılmaya başlanmış. Ramazan ayının feyiz ve bereketinden istifade etme yollarından birini Sevgili Peygamberimizin sünnetinden öğreniyoruz. Bu yolun adı: İtikâf.

Ramazan ayında itikâfa girmek sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin itikâfa girdiğini dair hadisler şöyledir. İbni Ömer (r.a) şöyle dedi: Resûlullah (s.a.s.) ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi.(4),“Ebû Hüreyre (r.a.) dedi ki, Nebî (s.a.s.) her ramazan on gün itikâfa girerdi. Vefat ettiği senenin ramazanında yirmi gün itikâfa girdi.”(5), Âişe  radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre Nebî (s.a.s.), vefat edinceye kadar ramazanın son on gününde itikâfa girmiştir. Vefatından sonra eşleri itikâfa girmeye devam ettiler.(6)

İtikâfa girmek ile elde edilebilecek birçok fayda vardır. Bu faydaları şu ana başlıklar altında sıralayabiliriz.

-Öncelikle itikâfa girmek suretiyle kişi Efendimizin sünnetini icra etmiş olur.

-Ramazan ayında nefsi yasaklardan koruma adına gerçekleştirmiş oruçla beraber itikaf yapmakla bu korumayı daha güçlü bir hale getirebiliriz.

-İtikâfa girmekle kişi, Ramazan ayının feyiz ve bereketinden daha iyi istifade edebilmekte, Kuran-ı Kerimi daha fazla okuyabilmekte ve okudukları hakkında düşünme imkânı bulabilmektedir.

-Özellikle Ramazan ayının son on gününde itikâfa girmek suretiyle Kadir gecesini ihya etme imkânımız mevcuttur. Çünkü Sevgili Peygamberimizden bizlere aktarılan bir hadiste Kadir gecesinin Ramazan ayının son on gününde olduğu bildirilmektedir. İlgili hadiste şöyle buyrulmaktadır. “…Kadir gecesi rüyamda bana gösterildi. Ve Kadir gecesi ba­na unutturuldu. Artık sizler onu ramazânın son onunda tek sayılı ge­celerde arayınız…”(7) Kadir gecesini ihya etmemiz ise bin aydan daha hayırlı bir geceyi ihya etmemiz anlamına gelmektedir.

-İtikâf kişiyi dünyevi meşguliyetlerden alıkoyarak Rabbine yaklaştırır.

-İtikâf ile kişi daha çok ibadet yapma fırsatı bulur.

-İtikâf kişiyi tefekküre ve zikre yönlendirir. Geçmişi hatırlamak, hataları gözden geçirmek, yapılan hataların sebeplerini hatırda tutmak suretiyle tefekkür etme fırsatı çokça yakalanabilmektedir. Bununla birlikte Allah’ı zikir sıklaştırılmakta ve bu vesile ile gönül teskin edilebilmektedir.

-Allah’ın misafiri olarak camilerde geçirilen vakitler elbette en kıymetli vakitlerimiz arasındadır. İtikâfa girilmek suretiyle vakitlerimiz kıymetlendirilebilir.

İtikâf ile ilgili genel prensipler şunlardır.

-İtikâf yapan, Müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için Müslüman olmayanın, delinin, cünübün, hayız ile nifastan temiz bulunmayanın itikâfı olmaz.
Gayr-i müslim ibadete, mecnun da niyete ehil değildir. Temiz olmayanların da mescitlere girmesi yasaktır.

-İtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. Buna göre niyetsiz olarak yapılan bir İtikâf geçerli değildir. Çünkü bunun bir ibadet olabilmesi niyete bağlıdır.

- İtikâf, mescit de veya o hükümdeki bir yerde yapılmalıdır. Şöyle ki: İçinde cemaatle namaz kılınan herhangi bir mescit de İtikâf yapılabilir. Büyük camilerde yapılması daha faziletlidir. Kadınlar da kendi evlerinde mescit edinilen veya mescit olarak ayıracakları bir odada itikâf da bulunurlar. Buraları onların hakkında birer mescit sayılır. Kadınların dışarıdaki mescitlerde itikâf etmeleri caiz ise de, kerahetten kurtulamaz. Kadınların kendi evlerinde namaz kılmaları, mescitlerde namaz kılmalarında daha faziletli olduğu gibi evlerinde itikâfları da her türlü fitne ve fesad düşüncesinden beri olacağı cihetle mescitlerde itikâf da bulunmalarından daha faziletlidir.

- Vacip olan bir itikâf da, itikâf yapan oruçlu bulunmalıdır. Bu halde orucun yanılarak bozulması itikâfa zarar vermez. Diğer itikâflar için oruç şart değildir. Çünkü onlar için bir müddet yoktur. Öyle ki camiden bir iki saat içinde çıkıncaya kadar itikâfa niyet edilmesi de sahihtir.

-İtikâf için buluğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihtir.

İtikâfın bazı adapları vardır. İtikâf ile ilgili adaplar şunlardır.

- İtikâf, Ramazan ayının son on gününde ve mescitlerin en faziletlisinde yapılmalıdır.

-İtikâfa giren kimse, bu süre içinde kendisini dünya işlerinden ayırarak Allâh'a yönelir; ibadetle meşgul olur, tefekkür eder, zikir yapar.

-İtikâf esnasında hayırdan başka bir şey söylenmemelidir. Günah gerektirmeyen şeyleri konuşmakta bir sakınca yoktur. Bir ibadet inancı ile susmak ise mekruhtur. Günah sayılan şeylerden dili tutmak ise, ibadetlerin büyüklerinden biridir.

-İtikâf esnasından Kur'ân-ı Kerîm okumaya, hadîs-i şerîf, Peygamberlerin yüksek siyerlerine, dinî meseleleri öğretmeye devam etmelidir.

-İtikâf yapan kimse, temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmelidir. Başını da yağlayabilir.

-Nefsine itikâfı vacip kılacak kimse, buna yalnız kalben niyetle yetinmemeli, dili ile de söylemelidir.

İtikâfı bozan ve bozmayan şeyler şunlardır.

-İtikâf eden kimse için, zevcesi ile cinsel ilişki kurmak veya buna sebep olacak öpme ve okşama gibi herhangi bir hareket, gerek gündüz ve gerek geceleyin olsun, haramdır. Cinsel ilişki ister kasden, ister unutarak olsun, itikâfı bozar. İnzal olması şart değildir.

-Nafile olan itikâflarda, (Ramazan ayında yapılan itikâf böyledir) bir özür bulunsun veya bulunmasın, dışarı çıkmakla veya hastayı ziyaret etmekle itikâf bozulmaz.

-İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfı bozmaz. İtikâfa giren kimse, camide yer içer, uyur. Bunlar için camiden dışarı çıkamaz; çıkarsa itikâf bozulur.

-İtikâf halinde olan kimse, muhtaç olduğu şeyleri mescit de bulundurmaksızın mescit de satın alabilir. Mescide zarar vermeyecek şeyleri mescide getirebilir. Mescit içinde yer-içer. Mescit içinde hazırlanmış uygun bir yer varsa orada abdest alıp gusledebilir. Böyle bir yer yoksa, dışarıya çıkar ve en yakın yerde abdestini alır ve yıkanır, beklemeksizin hemen mescidine döner.

-Belli bir mescitte itikâfa giren kimse, itikâfını başka bir mescitte sürdürebilir.(8)

İtikâfa girmeye zamanı ve vakti olanlar hiç beklemeden bu fırsat deryasından yararlanmalıdırlar. Bununla beraber böyle bir zaman dilimini ayırmaya vakti olmayanlar ise bu deryadan istifa etme yoluna gitmelidirler. Erkekler camilere vakitlerden epey bir zaman önce gelip, itikat niyetini yapıp, orda vakit girinceye kadar beklerler, bu beklemelerini tefekkür ile, tövbeler ile, namazlar ile, zikirler ile gerçekleştirirlerse en azından itikafın sevabına nail olabilirler. Kadınlar ise eğer 10 süreyle itikâfa giremeyecekler ise evlerinin bir köşelerinde kendilerine ayırdıkları bir zaman diliminde, tövbe, zikir, namaz, Kur’an ile bir zaman geçirir iseler yine itikâfın sevabına nail olabilirler. Uzun kalmaya güç yetiremiyoruz, zamanımız yok diyerek hiç yapmama durumunda olmayalım. Hiç yapmamaktansa zamanımızın bir vaktinde İtikâfa niyet ederek bu güzel Sünneti icra edelim.

Yüce Rabbim yapmış olduğumuz ibadetlerimizi kabul eylesin. Ramazan ayını daha iyi ihya etmek için itikafa giren kardeşlerimizin itikafı mübarek olsun. Rabbim kendi rızasına uygun işlerle meşgul olmayı bizlere nasip etsin. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz

1. Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB yayınları, “İtikaf” md.

2. Bakara, 2/187

3. Bakara, 2/125

4. Buhari, İtikaf, 1

5. Buhari, İtikaf, 17

6. Buhari, İtikaf, 1

7. Buhari, İtikaf, 9

8. İtikaf ile ilgili Fıkhi Prensipler TDV. İlmihal, Ömer Nasuhi Bilmen İslam İlmihali, ve DİB yayınları İslam İlmihali kitaplarından derlenerek hazırlanmıştır.