Pazar, 20 Ağustos 2017

Gelin Gönüller Yapalım

لا يُؤْمِنُ أَحدُكُمْ حتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

“Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Müslim, İman 7)

 

Müslümanın sevgisi sınır tanımaz

Müslümanın gönlü geniştir. Tüm dünya bir Müslümanın gönlünde yer alır. Müslümanın sevgisi Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta, Bangladeş’te, Mısır’da, Doğu Türkistan’dadır. Müslümanın gönlü tüm Müslümanlarla beraberdir. Onların acısı O’nun acısıdır. Onların sevinci O’nun sevincidir.

Müslümanın sevgisi renk, ırk, cinsiyet ayırmaz. Müslümanın gönlü siyahıyla beyazıyla, kadınıyla erkeğiyle, herkesi kuşatır. Müslüman, Yaratanının önem verdiğine önem verir.

    ا ن  الله لا ينظر الى صوركم  و اموالكم و لكن ينظر الى قلوبكم و اعمالكم

 “Allah sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize (îman veya inkâr halinize) ve amellerinize bakar (Müslim, Birr 34)

Müslümanın gönlü kâh Afrika’da, kâh Asya’dadır. Kâh Ortadoğu’ya iner, gönlü yürek yangınına döner. Kâh Afrika’ya varır, açlıkla bedeni sızlar. Çünkü Gönül Rabbimizin tahtıdır.

Gönül Çalap’ın tahtı, Çalap gönle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise

Müslüman hayatı tek başına yaşayamayacağını en iyi bilendir. Müslüman kardeşini asla unutmayan, derdiyle dertlenen, sevinciyle sevinendir. Müslüman Efendimizin Sünnetini düstur edinmiştir.

مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ والْحُمَّى

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhari, Edeb 27)

 

 

Kur’an ve Sünnet, biz Müslümanları birbirimize yönlendiriyor.

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat, 49/10)

 

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْفَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

“Hep birlikte Allah'ın ipi­ne sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatır­layın. Hani siz birbirine düşman kimseler idiniz de Allah gönüllerinizi birleş­tirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” (Ali- İmran, 3/103)

المُسْلِمُ أَخُو المُسْلِمِ ، لا يظْلِمُه ، ولا يُسْلِمهُ ، منْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ ، ومَنْ فَرَّج عنْ مُسْلِمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ عنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يوْمَ الْقِيامَةِ ، ومَنْ ستر مُسْلِماً سَتَرهُ اللَّهُ يَوْم الْقِيَامَةِ

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhari, Mezalim 3)

لا تَباغَضُوا ، ولا تحاسدُوا، ولاَ تَدابَرُوا ، ولا تَقَاطعُوا ، وَكُونُوا عِبادَ اللَّهِ إخواناً ، ولا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يهْجُرَ أخَاه فَوقَ ثلاثٍ

“Birbirinize kin tutmayınız, hased etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl değildir.” (Buhari, Edeb 57)

 

Gönül yıkmaya değil, gönül yapmaya geldik.

Ben gelmedim davi için, benim işim sevi için
Gönüller dost evi için, gönüller yapmaya geldim

Sadece kendimizi önemsediğimiz, kendimizden başkasını düşünmediğimiz, insanların, hele hele Müslümanların sıkıntısına kayıtsız kalacağımız bir hayat tarzımız olamaz. Üç kuruş dahi etmeyecek bir dünya menfaati için gönül yıkamayız, insanları incitemeyiz. Çünkü geçici dünyanın malına aldananlar gönüller yapamazlar, ancak gönüller yıkarlar. Üç kuruşluk dünya menfaatini her şeyin üstünde görenler, gönülleri kırılmışların elinden tutup ta kaldırmazlar, bırakın el uzatmayı onların başlarına bombalar yağdırır, yüzleri tozlara bular, anaların, babaların ve çocukların gözlerinden yaş değil de kan akıtırlar.

Geliniz Sevgili Peygamberimizin şu veciz nasihatini şu ramazan günüde yeniden hatırlayalım.

مَنْ لا يرْحَم النَّاس لا يرْحمْهُ اللَّه

 “İnsanlara merhamet etmeyene Allah’ta merhamet etmez.” (Buhari, Edeb 18)

Yunusumuzda bu hususları ne güzelde dile getirmiş.

Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi,

Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise,

Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise,

Binde bir ise az değil

Bu ramazan bizim için bir milat olsun. Bu ramazan gönüllerin kaynaştığı bir ramazan olsun. Bu ramazan kırılan gönüllerin onarıldığı zaman olsun. Kırılan kalpleri onarmak belki zordur veya zor gelebilir bizlere. Ancak gönülden gönüle giden bir yol mutlaka vardır. Gönüller yapmak isteyene Rabbimizin yardımı her zaman mevcuttur.

Gün olur bir tebessümle gönüller yapılır.

Gün olur affetmek ile gönüller durulur.

Gün olur yardım eli uzatırsın bir ihtiyaç sahibine,

Gün olur gönül dilinden söylersin bir kardeşine.

Gün olur bir yetimin yanında olursan,

Gün olur melekleri yanında bulursun.

 

İnandığımız değerlerimizin gerekliliklerini yerine getirelim.

Bizler Müslümanız. Bizler kardeşiz. Bu hep böyleydi. Bugünde böyle olmalı, gelecekte de böyle olacaktır. Müslümanlar birbirinden asla ayrılamaz. Müslümanların birbirinden ayrılmaması içinde Rabbinin yolundan ayrılmaması gerekir. Kur’an bu hususu bizlere şöyle aktarıyor.

وَأَنَّ هَـذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْتَتَّقُونَ

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar, sizi parça parça edip, doğru yoldan ayırır. İşte bunları, sakınasınız diye Allah size  emreder.” (En’am, 6/153)

Ayet-i kerime çok açık şekilde günümüzün problemini bizlere aktarmış durumda. Bugünkü parça parça oluşumuzun sebebini bu ayetten iyice öğrenmeli, Rabbimizin dosdoğru yoluna hep birlikte sımsıkı sarılmalı, birbirimizden ayrılmamalı, gönüllerimizi kaynaştırmalıyız.

Ramazan, yardımlaşma ayı. Ramazan, imkânlarımızı imkânı olmayanlara aktarma ayı. Ramazan, incinmeden ve incitmeden gönüller yapma ayı. Mahallemizde bulunan bir fakire el uzatmak bizim için çok büyük bir nasiptir. İlçemizde, şehrimizde, ülkemizde ve tüm dünyadaki Müslüman kardeşlerimize el uzatmak, onların yanında olabilmek, minnet etmeden ve teşekkür dahi beklemeden yardımlarımızı aktarmak ne güzel bir nimettir. Yüce Rabbimizde böyle davrananları şöyle müjdeliyor.

الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ ثُمَّ لاَ يُتْبِعُونَ مَا أَنفَقُواُ مَنّاً وَلاَ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.” (Bakara, 2/262)

 

Kardeşlik; fedakârlıkta bulunabilmektir. Kardeşlik; bolluk ve dar günde beraber olabilmektir.

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِيناً وَيَتِيماً وَأَسِيراً {} إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَاء وَلَا شُكُوراً {} إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْماً عَبُوساً قَمْطَرِيراً

“Kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah rızasına ermek için fakire, yetime ve esire ikram ederler. Ve derler ki: ‘Biz sadece Allah rızası için ikram ediyoruz, yoksa sizden karşılık istemediğimiz gibi bir teşekkür bile beklemiyoruz’. Biz yüzleri ekşiten o günde Rabbimizin gazabından korkarız” (İnsan,76/ 8–10)

Gün gönüller yapma vaktidir. Gün kardeşlerimizle buluşma, dertleriyle dertlenme vaktidir. Gün kardeşlerimize el uzatma, ihtiyaçlarını giderme vaktidir. Gün kardeşliğimizin gereğini yerine getirme vaktidir. Gelin gönüllerinizi Müslüman kardeşlerinize açın. Yardımlarınızı kardeşlerinize ulaştırın. Dünya mutluluğu ve ahirette cennet sizleri beklemektedir.

Yüce Rabbimizin bizlere bildirdiği şu müjdeyle vaazımızı sonlandırıyoruz.

مَّثَلُ الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنبُلَةٍ مِّئَةُ حَبَّةٍ وَاللّهُ يُضَاعِفُ لِمَن يَشَاءُ وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ {} الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ ثُمَّ لاَ يُتْبِعُونَ مَا أَنفَقُواُ مَنّاً وَلاَ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

“Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Bakara, 2/261-262)

Rabbim ramazanı şerifi bir fırsat olarak bilip, gönüller yapabilmeyi, birlik ve beraberlik içinde yaşam sürdürmeyi, kardeşlik duygularımızı güçlü bir hale getirebilmeyi nasip eylesin.

Ahmet ÜNAL

 

Uzman Vaiz

Ekler:
DosyaAçıklamaOluşturanDosya BoyutuOluşturulma
Bu dosyayı indir (gelin gönüller yapalım.doc)gelin gönüller yapalım.doc ahmet unal67 kB2016-06-07 11:19