Perşembe, 14 Aralık 2017

 

Namazı Ahlak Haline Getirebildik mi?

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizler için örneklerin en güzeli var. Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyrulmaktadır.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”[1]

Bizlere en güzel örnekleri sunan Hz. Peygamber’in hayatından namaz bilincinin kazandırılması noktasında örnekleri bugün sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Acaba namaz bilincinin oluşmasında bizler ne çaba gösteriyoruz, Efendimizin hayatından örnekleri hayatımıza aktarıyor muyuz?

Yüce Yaratanın (c.c.) bizlere Kur’an-ı Kerimde bildirdiği bir emirle vaazımıza başlayalım. Taha süresi 132. Ayette şöyle buyrulmaktadır.

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْأَلُكَ رِزْقاً نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوَى

“Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.”[2]

 Ayette dikkat edeceğimiz üzere namaza hem kendimiz dört elle sarılmamız emredilmekte, hem de ailemize namaz kılmalarını emretmemiz istenmektedir. Ayetin devamında ise rızık konusuna dikkat çekilmekte, Rızkı verinin Allah olduğu vurgulanmaktadır. Günümüzün dünyasında bu hususa dikkat kesilmemiz gerekmektedir. Çünkü namazı en çok ihmal etmemizin sebebi dünyadaki geçimliliğimiz veya dünya meşgaleleridir. Huzuru daha çok kazanmakta, daha çok harcamada ve iyi bir dünyalık yaşam için çaba göstermekte arayabiliyoruz. Oysaki gerçek huzur kişinin Rabbine en çok yakın olduğu anda gerçekleşir. Kişinin Rabbine en çok yakın olduğu zaman ise namazdır. Elbette geçimliliğimiz için çalışacağız, elbette geçimliliğimiz için harcamada bulunacağız, ancak hiçbir şey bizi namazdan ve diğer ibadetleri yerine getirmekten alıkoymamalıdır. İşte kendimiz için ve çocuklarımız için gerçek huzuru böyle edeceğiz. Çünkü maddi mutluluklar manevi mutluluklarla birleşmediğinde kişiye gerçek huzuru kazandırmamaktadır.

İbadetsiz bir iman işlevini kaybetmiş bir makineye benzer. İşte İmanın tezahürü ibadetlerle ortaya çıkar. İmanızı koruma ve geliştirme adına ibadetlerimizi yerli yerine getirmemiz gerekmektedir. Bu ibadetlerin en önemlisi her bir mükellefin ayrı ayrı yerine getirmesi gereken namazdır. Namaz ise mükellef olunmadan önce yaşam haline getirilmedir. Yoksa akıl-baliğ olan bir gence namaz kavratılmamış, namaz yaşam haline getirilmemiş ise, “Haydi bakalım! Artık akıl-baliğ oldun namaz kıl” demek hiçbir fayda getirmeyecektir. İşte tam bu noktada Hz. Resul-i Ekrem (s.a.s.)’den hepinizce malum olan bir hadis-i şerifi beraberce yeniden hatırlayalım.

مُرُوا أَوْلادكُمْ بِالصَّلاةِ وهُمْ أَبْنَاءُ سبع سِنِينَ ، واضْرِبُوهمْ علَيْهَا وَهُمْ أَبْنَاءُ عَشْرِ ، وفرَّقُوا بيْنَهُمْ في المضَاجعِ

 “Çocuklarınıza yedi yaşındayken namaz kılmalarını söyleyiniz. On yaşına bastıkları hâlde kılmazlarsa kendilerini cezalandırınız yataklarını da ayırınız.”[3] 

Eğer bizler namaz kılan aileler isek çocuklarımız yedi yaşına kadar namaz kılmayı bizlerden görmüş olacaklar. İşte bizler bu zaman diliminde namaz kılarken bizi görmüş olan çocuğumuza namazı sevdirmenin yollarını aramalıyız. Namaz kılmak için kişinin Kur’an-ı Kerimden okuması gereken yerleri bilmesi de gerekmektedir. Hadisi bir başka boyutuyla ele alırsak demek ki çocuğumuza yedi yaşına gelinceye kadar imkânlarımız ölçüsünde Kur’an-ı kerimi okuma ve namaz kılabileceği kadar ezber yaptırmak da gerekmektedir.

Hadis-i şerifte namaz kılmayan çocukların cezalandırılabileceğine yönelik ifade de bulunmaktadır. Cezalandırmaktan kasıt ise sadece dayak olmamalıdır. Eğitim açısından çok farklı ceza metodu vardır. Ancak dayak bunların en tercih edilmeyenidir. Çünkü birçok kişi dayak sebebiyle ibadetleri belli süre yapmakta, kendini özgür hissettiği anda ise o ibadetleri terk etmektedir. Bu sebeple namaz bilincini kazandırmada metodumuz sevgi etrafında çevrelenmelidir.

Hadis birde bizlere çocuklar akıl baliğ olmadan önce yataklarını ayırmamızı emretmektedir. Bu ise çok önemli bir durumdur. Cinsiyet duygusu gelişen çocukların aynı yatağı paylaşması farklı problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.

Namaz imandan sonra sorguya çekileceğimiz ilk ibadet. Eğer namaz ibadetimizin sorgusunu iyi verebilirsek diğerleri de rahat geçecektir. Sevgili Peygamberimiz bu hususu bizlere şöyle aktarmaktadır.

إِنَّ أَوَّل ما يُحاسبُ بِهِ العبْدُ يَوْم القِيامةِ منْ عَملِهِ صلاتُهُ ، فَإِنْ صَلُحت ، فَقَدْ أَفَلحَ وَأَنجح ، وإن فَسدتْ ، فَقَدْ خَابَ وخَسِر ، فَإِنِ انْتقَص مِنْ فِريضتِهِ شَيْئاً ، قال الرَّبُّ ، عَزَّ وجلَّ : انظُروا هَلْ لِعَبْدِي منْ تَطَوُّع ، فَيُكَمَّلُ بها ما انْتَقَص مِنَ الفَرِيضَةِ ؟ ثُمَّ تكونُ سَائِرُ أَعمالِهِ عَلى هذا

“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb’i:

– Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle  tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.”[4]

Namaz kılmak için almış olduğumuz abdest ahirette Efendimizin ümmeti olma alemeti olacaktır. Çocuklarımızın ahirette Hz. Peygamber tarafından Kevser Havzının başında beklemelerini istemez miyiz?

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kabristana geldi ve:

“Selâm size ey mü’minler diyarı! İnşâallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmemizi çok isterdim” dedi. Ashâb-ı kirâm:

– Biz senin kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah? dediler. Resûl-i Ekrem:

– “Sizler benim ashâbımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş olanlardır” buyurdular. Bunun üzerine ashâb:

– Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah’ın Resûlü? dediler. Peygamber Efendimiz:

– “Ne dersiniz? Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa, yağız ve doru at sürüsü içinde kendi atını tanımaz mı?” diye sordu. Sahâbe:

– Evet, tanır, ey Allah’ın Resûlü, dediler. Resûl-i Kibriyâ:

“İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak gelecekler. Ben havzın başına onlardan önce varacağım” buyurdular.[5]

Çocuklarımıza namaz bilincini kazandırmak ve namaz kılmalarını sağlamak suretiyle yarın ahirette hesaplarının rahat olmalarını sağlamış olacağız. Bu durum ise çok değerlidir.  Ahirette hesabı kolaylaştıran namaz ise dünyada kişiyi kötülüklerden ve fuhşiyattan korumaktadır. Allah-u Teala Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

“Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.”[6]

Çocuklarımızın başına sıkıntı gelmemesi için çaba sarf etmekteyiz. Onları iyi bir eğitime yönlendirmekteyiz. İyi bir geçimleri olması için iyi bir iş bulmalarına yardımcı olmaktayız. Dünyalık olarak doğru bir davranış sergilemekteyiz. Peki ya Ahiret hayatları. Ahiret hayatlarını cennete çevirmek için elimizden gelen çabayı gösterebildik mi acaba? Yüce Rabbimiz bizleri bu konuda şöyle uyarmaktadır.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

“Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.”[7]

Camiler çocuklarımızın kovulduğu değil namaza alışıldığı yerler olmalıdır. Geçmişten günümüze bu yolda önemli mesafeler kat ettik. Ancak bu yeterli değildir. Namazın ahlak haline geleceği en önemli mekânlar camilerimizdir. Cami ve cemaat bilinci çocuklarımızda camilerde oluşacaktır. Cemaatle namazı çocuklarımıza sadece anlatmak olmaz. Bu duyguyu camilerde çocuklarımız yaşamalıdır. Bu sebeple ramazan ayını hep beraber fırsat bilelim. Çocuklarımızı camilerle buluşturalım.

Sevgili Peygamberimiz cemaatle namazın önemi hakkında çokça durmuştur. Bu hadislerin bir kaçını sizlerle paylaşmak isterim.

مَنْ غَدا إِلى المسْجِدِ أَوْ رَاحَ ، أَعَدَّ اللَّه لهُ في الجَنَّةِ نُزُلاً كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاحَ

“Kim sabah akşam camiye gider gelirse, her gidip gelişinde Allah Taâlâ o kimseye cennetteki ikramını hazırlar.”[8]

إِنَّ أَعْظَم الناس أَجرًا في الصَّلاةِ أَبْعَدُهُمْ إِليْها ممْشًى فَأَبْعَدُهُمْ . والَّذي يَنْتَظرُ الصَّلاةَ حتَّى يُصلِّيها مَعَ الإِمامِ أَعْظَمُ أَجراً مِنَ الذي يُصلِّيها ثُمَّ يَنَامُ

“Şüphesiz namazdan en çok sevap kazanacak insanlar, uzak mesafelerden camiye yürüyerek gelenlerdir. Namazı imamla birlikte kılmak için bekleyen kimsenin sevabı, namazı tek başına kılıp sonra uyuyan kimseden daha büyüktür.”[9]

صَلاةُ الرَّجُلِ في جَماعةٍ تُضَعَّفُ عَلى صلاتِهِ في بَيْتِهِ وفي سُوقِهِ خمساً وَعِشْرينَ ضِعفًا ، وذلكَ أَنَّهُ إِذا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ خَرَجَ إِلى المَسْجِدِ ، لا يُخْرِجُه إِلاَّ الصَّلاةُ ، لَمْ يَخْطُ خَطْوةً إِلاَّ رُفِعَتْ لَه بهَا دَرَجَةٌ ، وَحُطَّتْ عَنْه بهَا خَطِيئَةٌ ، فَإِذا صَلى لَمْ تَزَلِ المَلائِكَة تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا دَامَ في مُصَلاَّه ، مَا لَمْ يُحْدِثْ ، تَقُولُ : اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ ، اللَّهُمَّ ارحَمْهُ . وَلا يَزَالُ في صَلاةٍ مَا انْتَظَرَ الصَّلاةَ

“Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan  yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona:

Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse  namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir.”[10]

Namaz müminin miracıdır. Namaz Dinin direğidir. Namaz göz nurudur. Namaz İslam’ın şartıdır. Namaz kötülüklerden kişiyi alıkoyar. Namazla insan Rabbine kavuşur. Namazla insan günahlardan arınır. Namazsız olmaz. Namaz kılmadan gerçek anlamda Allah’a kul olunmaz. Bu sebeple önce biz namazlarımızı ahlak haline getirmenin çabası içinde olmalıyız. Sonrada çocuklarımızın namaz kılmaları için elimizden gelen davranışların en güzelini sergilemeliyiz. Unutmayalım ki, namaz dünyada bizleri kötülükten alıkoymakta, Rabbimizin rızasını kazanmada bize yardımcı olmakta, ahirette ise cennete girmemize vesile olmaktadır.

Ramazan fırsatlar ayıdır. Bu fırsatlardan biride namazlarımızı ahlak haline getirmemizdir. Bu ay vesilesiyle namazlarımızı vaktinde kılmaya özen gösterelim, çocuklarımızı camilere alıştıralım, cemaat bilincini kazandıralım. Namaz kılmaları için çaba gösterelim.

Yüce Rabbim rızasına uygun yaşamayı, ibadetlerimizi yerine getirebilmeyi bizlere nasip eylesin. Geçmişlerimize rahmet, gelecek neslimize selamet ihsan eylesin.

Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz


 

[1] Ahzab 33/21

[2] Taha, 20/132

[3] Ebu Davut, Salat 26

[4] Tirmizi, Mevakit 188

[5] Müslim, Taharet 39

[6] Ankebut, 29/45

[7] Tahrim 66/6

[8] Buhari, Ezan, 37

[9] Buhari. Ezan 31

[10] Buhari, Ezan 30; Vaazımızdaki Hadislerin Tercümeleri; Riyazü’s-Salihin, Tercüme ve Şerhi Erkam Yay.